Yağmurlu bir gündü ve üşüyordun sırılsıklam
Aklın almıyordu bu yaz günü yağan serin yağmuru
Ve ellerin yüzüne gitti. Dökülen saçlarından rahatsız yüzün
Dudaklarında yorgun gecelerin sarhoşluğu
Bozulmuş rujun, akmış makyajın
Gözlerin bakayazıyor uzaklara ve uzaklara
Limanda rastladığın küçük kızın sevinç çığlığı kulaklarında
Yaz yağmuru gözlerine doluyor, sığmıyor, taşıyor
Yerler artık daha ıslak eskisinden
İşte karşında küçük kız, geçiyor önünden
Annesi, abisi ve bebeğiyle
Herkesten neşeli, herkesten hevesli,
Sanki yağmur değmiyor onlara.
Geçip gidiyorlar zilli faytonun ardından.
Dar sokaklarda kayboluyor gölgeleri
Ve yağmur siliyor izlerini
Sen yine bir başına,
Islaksın ve bozulmuş makyajınla ağlıyorsun kaldırımlarda
Yorgun dizlerin taşıyamıyor ağırlaşan ruhunu
Beynin bedeninden fırlayacak gibi zonkluyor, gözlerin mor
Belli, akşamdan kalmasın biraz, sabahın mahmurluğunu yaşamamış yüzün
Peki ya o nasıl? Kaç yaşında oldu dersin…
Üç, dört, sekiz?..
Hala aklında onu terk edişin
Mecburdun belki, yoksulda değildin ayrıca
Ama beden işçisiydin
Yanında taşıyamazdın bir günahsızı günahlarınla
Daha doğmadan adını koymuştun oysa
Melisa
Şimdi o da yorgun ve seni arıyor
Durumu gayet iyi, artık liseye gidiyor
Yeni bir annesi ve yetimhaneden kurtaran kahraman bir babası
Bir de abisi var zor günler için yanında ona destek olan.
Öğretmen olacak kızın, öyle istiyor…
Kaç yıl geçti aradan ve kaç beden geçti üzerimizden
Tenin hala temiz, yüreğin hala yaralı
Sen gecelerin işçisi, yorgun baykuş
Sana biçilen kaderi yaşıyorsun, o da kendininkini.
Unutmalısın artık. Yaşanmıyor acıyla
Keder dinmiyor onu acıyla andıkça
Toparlan artık bak öğlen oluyor.
Dinlenmelisin, yaz akşamları iş çok oluyor
Haydi kalk ayağa, sil makyajını
Sıcak duşunu al, boyozun ve çayın masanda olsun.
Giden gitti kalan sağların canı sağolsun
07/12/2008 - TmT
0 yorum:
Yorum Gönder